Üvey Oğluna Daracık Göt Deliğini Siktiriyor
Romi Rain, olgun, çekici ve son derece kendine güvenen bir kadın olarak, sıcak ve modern evinde kocasıyla birlikte sakin bir hayat sürüyordu. Ancak bu huzurlu düzen, kocasının önceki evliliğinden olan oğlu Parker Ambroise’nin kapıya dayanmasıyla birdenbire altüst oldu. Parker, yirmili yaşlarının ortasında olmasına rağmen hâlâ “kendi ayakları üzerinde duramayan” tiplerden biriydi. İş bulamıyor, sorumluluk almıyor, babasının parasını harcıyor ve en önemlisi, yanında getirdiği kız arkadaşı Beca Barbie’ye karşı oldukça kaba ve saygısız davranıyordu. Romi, bu genç adamın eve yerleşmesiyle birlikte hem evdeki dinamiklerin değişeceğini hem de Parker’ın bir an önce yetişkin bir insan gibi davranmayı öğrenmesi gerektiğini fark etmişti. Ancak Parker’ın değişime ne kadar açık olduğu konusunda ciddi şüpheleri vardı.Bir öğleden sonra Romi, salondan geçerken tesadüfen Parker’ın odasının kapısının aralık olduğunu fark etti. İçeriden gelen inlemeler ve boğuk sesler dikkatini çekti. Merakına yenik düşerek sessizce yaklaştı ve gördüğü manzara karşısında bir an duraksadı. Beca Barbie, diz çökmüş halde Parker’ın önünde, tüm yeteneğini ortaya koyarak ona doyasıya oral zevk veriyordu. Beca’nın dudakları ustalıkla hareket ediyor, diliyle ritmik danslar yapıyor, gözleri yukarı doğru Parker’a kilitlenmişti. Romi, bir süre öylece izledi; hem şaşkın, hem de genç kadının bu kadar hevesli ve becerikli oluşuna hayran kalmıştı. Parker’ın inlemeleri giderek yükseldi ve sonunda dayanamayıp boşaldı. Ancak tam burada Parker, erkekler arasında bile affedilmeyecek bir hata yaptı: Beca’nın yeni ve güzel bluzunu eline alarak üzerinden akan sıvıyı silmeye kalkıştı. Beca’nın yüzündeki ifade anında değişti; önce şok, ardından öfke. “Ciddi misin sen?” diye bağırarak ayağa kalktı, gözyaşlarını tutmaya çalışarak odadan fırladı ve kapıyı çarparak evden çıktı.Romi, bütün bu olanları kapının ardından sessizce izlemişti. İçinde bir yandan tiksinti, bir yandan da tuhaf bir kararlılık oluşuyordu. Parker’ın bu kadar bencil, kaba ve düşüncesiz oluşu artık tahammül edilemez bir hal almıştı. Kendi kendine “Bu çocuğa biri ders vermeli,” diye mırıldandı. “Hem de çok iyi bir ders.” O anda aklından geçen fikir hem ahlaki bir müdahale hem de bastırılmış arzularının bir dışavurumuydu. Parker’ın odasına kararlı adımlarla girdi. Genç adam hâlâ koltukta yayılmış, kendine güvenli bir sırıtışla oturuyordu. Romi’nin yüzündeki ifadeyi görünce gülümsemesi silindi.“Senin sorunun ne biliyor musun Parker?” dedi Romi, sesi sakin ama keskin. “Kimseye saygı duymuyorsun. Ne babana, ne kız arkadaşına, ne de kendine.” Parker bir şeyler mırıldanacak oldu ama Romi sözünü kesti. “Sus ve dinle. Bugün benden görgü kuralları öğreneceksin. Ve inan bana, bu ders aklından hiç çıkmayacak.” Romi, yavaşça üstünü çıkarmaya başladı; her hareketi bilinçli, her bakışıyla Parker’ı hem korkutuyor hem de büyülüyordu. Genç adam ne yapacağını bilemez halde donup kalmıştı. Romi yatağa uzandı, kalçalarını hafifçe havaya kaldırarak “Gel buraya,” dedi. “Ve bu sefer önce beni tatmin edeceksin. Sonra da uslu uslu ne yapman gerektiğini öğreneceksin.”Parker, ilk başta tereddüt etse de Romi’nin otoriter tavrı ve karşı konulmaz cazibesi karşısında direnemedi. Dakikalar içinde Romi’nin kontrolü tamamen ele aldığı bir sahne başladı. Romi, Parker’a hem zevki hem de saygıyı aynı anda öğretmeye kararlıydı. Arka kapısından onu kabul ederken bir yandan da kulağına fısıldıyordu: “Böyle davranılmaz… Bir kadına böyle davranılmaz… Anladın mı?” Her sert hareketiyle, her derin inlemeyle Parker’ın zihnindeki bencillik duvarlarını yıkıyordu. Saatler boyunca süren bu yoğun “ders”, Parker’ın hem bedenini hem de aklını ele geçirmişti. Romi, zevkin doruklarında inlerken bile kontrolü elden bırakmıyor, Parker’a her an ne kadar aciz olduğunu hatırlatıyordu.Sonunda ikisi de bitkin düştüğünde Romi, yattığı yerden doğrularak Parker’ın yüzüne baktı. “Şimdi anladın mı evde nasıl davranman gerektiğini?” diye sordu. Parker, nefes nefese başını salladı. Gözlerinde ilk kez gerçek bir utanç ve saygı vardı. Romi gülümsedi; hem zafer kazanmış gibi, hem de içindeki arzuyu tatmin etmiş gibi hissediyordu. O gün Parker’a sadece görgü değil, aynı zamanda hayatın bazı gerçeklerini de öğretmişti. Ve belki de ilk kez, biri onu gerçekten etkilemeyi başarmıştı. Evdeki hava değişmiş, Parker’ın “failure to launch” hali yavaş yavaş sona ermeye başlamıştı… en azından Romi’nin gözetiminde.