Ekleyen Kanal: Starlar:

Sevgilisi Olan Kız Kardeşimi Baştan Çıkardım
Üvey kardeşim kapıdan içeri girdiğinde yüzümdeki gülümseme hâlâ yerindeydi. Telefonum elimde, son mesajıma bakıyordum. “I love my boyfriend, I don’t care if you don’t like him… He’s not a bum. You just don’t know him. He does the things I like. I think you’re just jealous that you can’t date me. Just be a good step brother and mind your own business for once…” diye yazmıştım ona az önce. Kelimeler içimden geldiği gibi dökülmüştü. Çünkü gerçekten seviyordum onu. Arkadaşlarımın, annemin, hele hele üvey kardeşimin sürekli eleştirdiği, “uygunsuz” dediği sevgilimi. Onlar bilmiyordu. Onunla geçirdiğim zamanları, beni güldürdüğü anları, geceleri kulağıma fısıldadığı tatlı sözleri… Üvey kardeşim odama girdiğinde kaşları çatık, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. “Yine mi o herifle mesajlaşıyorsun?” diye sordu sert bir sesle. Ben yataktan kalkmadan omuz silktim. “Evet, yine. Ve yine aynı şeyi söylüyorum: Onu seviyorum. Senin beğenmemen umurumda değil. O bir serseri değil, sadece onu tanımıyorsun. Benim hoşuma giden şeyleri yapıyor. Beni mutlu ediyor. Senin derdin ne gerçekten? Kıskanıyor musun yoksa? Benimle çıkamadığın için mi sinirleniyorsun?” Sözlerim havada asılı kaldı. Üvey kardeşim bir an durdu, gözleri kısıldı. Odanın içindeki hava birden ağırlaştı. Ben devam ettim, sesim hem meydan okur hem de biraz alaycıydı: “Hadi ama… İyi bir üvey kardeş ol biraz. Kendi işine baksana bir kere. Benim hayatıma karışma. Ben yetişkinim, kimi seveceğime ben karar veririm.” Ama o yaklaşmaya başladı. Yavaş adımlarla yatağa doğru geldi. Gözlerinde garip bir ifade vardı; öfke mi, yoksa başka bir şey mi olduğundan emin değildim. “Kıskanıyor muyum?” diye tekrar etti sözlerimi, sesi alçak ve boğuk çıkıyordu. “Belki de kıskanıyorumdur… Ama senin düşündüğün gibi değil.” Elleri yatağın kenarına dayandı, yüzü yüzüme yaklaştı. Kalbim hızlandı. Bu yakınlık her zamankinden farklıydı. Normalde tartışırdık, bağırırdık, sonra susardık. Ama bu sefer sustu. Sadece baktı. Gözleri dudaklarımda, boynumda, tişörtümün altında belli olan göğüslerimde dolaşıyordu.“Ne yapıyorsun sen?” diye fısıldadım, ama sesim titriyordu. O cevap vermedi. Birden elini kaldırdı ve saçlarımı yavaşça geriye attı. Parmakları ensemde dolaştı. Tenimde elektrik çarpmış gibi oldum. “Beni kıskandığını sanıyorsun değil mi?” diye mırıldandı. “Aslında senin o herifle olmanı kıskanmıyorum… Senin başkasıyla mutlu olmanı kıskanıyorum.” Sözleri beynimde yankılandı. Bu itiraf beklediğimden çok farklıydı. Ben daha fazla bir şey söyleyemeden dudakları dudaklarıma değdi. Öpücük sert, aç ve yıllardır bastırılmış gibiydi.Şaşkınlıktan donup kaldım ama sadece bir saniye. Sonra ben de karşılık verdim. Elleri tişörtümün altına kaydı, sıcak avuçları belimi sardı. Beni kendine çekti. Vücudum onun güçlü bedenine yaslandı. “Dur… Bu yanlış…” diye mırıldandım dudaklarının arasından, ama durmadım. O da durmadı. Tişörtümü başımdan çıkardı, sutyenimi bir hamlede açtı. Dolgun göğüslerim ortaya çıktığında inledi. “Hep hayal ettiğim gibi…” diye fısıldadı ve meme uçlarımı ağzına aldı. Dilinin sıcaklığıyla titredim. Elleri kot pantolonumun düğmesine gitti, fermuarı indirdi. Parmakları iç çamaşırımın kenarından içeri süzüldü, ıslaklığımı hissettiğinde homurdandı.“Sen de istiyorsun… Bunu hissediyorum,” dedi. Ben cevap veremedim, sadece inledim. Onu yatağa çektim. Üstündeki tişörtü çıkardım, kaslı göğsünü, karnını okşadım. Pantolonunu indirdiğimde sertliği avucuma doldu. Sıcak, kalın ve nabız gibi atıyordu. Dizlerimin üzerine çöktüm, ağzıma aldım. Üvey kardeşimin inlemeleri odada yankılandı. Saçlarımı tuttu, ritmi ayarladı. Sonra beni kaldırdı, yatağa yatırdı. Bacaklarımı ayırdı, dilini amımda gezdirdi. Orgazm dalgası beni hızla vurdu.Ardından içime girdi. Yavaşça, derin derin. Göz göze geldik. “Seni seviyorum… Hep seni istedim,” diye itiraf etti. Ben de bacaklarımı beline doladım, onu daha derine çektim. Ritmi hızlandı. Sert, tutkulu, yasak bir ritimdi. Kalçalarım her vuruşta havaya kalkıyor, göğüslerim sallanıyordu. “Daha sert…” diye yalvardım. O da verdi. Ter içinde, nefes nefese, birbirimizin adını haykırarak boşaldık. İçime boşalırken bedenim sarsıldı, o da titreyerek kollarımın arasına yığıldı.Yatakta yan yana yatarken sessizlik çöktü. Parmaklarımı göğsünde gezdirdim. “O mesajı silebilirim…” diye fısıldadım. O güldü, beni kendine çekti. “Silme. Doğru söylüyordun. Ben kıskanıyordum… Ama artık mind my own business demene gerek yok. Çünkü bundan sonra işim sensin.” Dudaklarımı öptü tekrar. O gece, üvey kardeşlik sınırlarını çoktan aşmıştık. Sevgilim hâlâ mesaj atmaya devam ediyordu ama ben cevap vermiyordum. Çünkü artık kalbimde başka biri vardı. Ve o, yıllardır yanı başımdaydı.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*