Ekleyen Kanal: Starlar:

Latin Üvey Annesini Fotoğraf Çekme Bahanesiyle Sikti

O akşam ev sessizdi, sadece mutfaktaki saat tik taklarıyla bozulan bir sessizlik. Üvey annesi mutfak masasında oturmuş, elindeki şarap kadehini çeviriyordu. Gözleri uzaklara dalmıştı; yüzünde karışık bir ifade vardı – kırgınlık, öfke ve bastırılmış bir yalnızlık. Üvey oğlu salondan içeri girdiğinde onu öyle görünce duraksadı. “Anne? İyi misin?” diye sordu endişeyle. Kadın başını kaldırdı, hafifçe gülümsedi ama gülümsemesi sahteydi. “Baban yine geç gelecekmiş,” dedi sesi titreyerek. “Bana yatmamı söylemiş. İnanabiliyor musun? Bugün evlilik yıldönümümüz… Özel bir akşam planlamıştım. Mum ışığında yemek, şarap, hatta… özel bir şeyler giymek için yeni iç çamaşırı almıştım. Çok ateşli, gerçekten. Ama ne fark eder ki artık?”Üvey oğlu karşısına oturdu, gözlerini ondan ayırmadan dinliyordu. Kadın devam etti, sesi giderek alçaldı: “Sana bunları anlatmamalıyım aslında. Sen benim üvey oğlumsun, bu konuları konuşmak tuhaf olur. Ama… kime anlatacağım başka? Baban aylardır eve bile uğramıyor, iş bahanesiyle. Ben de burada yalnız başıma çürüyorum. Yemek hazır, masa donatılmış, ama o yok. Yine yok.” Bir yudum daha aldı şaraptan, gözleri dolmuştu. “Ne yapacağımı bilmiyorum artık. Belki de boşanmalıyız, bilmiyorum. Ama seni endişelendirmek istemiyorum. Senin için zor olur.”Genç adam elini masaya koydu, annesinin eline yaklaştırdı ama dokunmadı. “Baba kıskanır mı sence?” diye sordu birden. Kadın şaşkınlıkla baktı. “Kıskanır mı? Bilmiyorum… Belki. Eskiden kıskanırdı. Şimdi mi? Sanmam.” Üvey oğlu gülümsedi, gözlerinde muzip bir ışıltı belirdi. “O zaman belki bir şeyler yapmalıyız. Mesela… o iç çamaşırını giy ve birkaç fotoğraf çekelim. Babaya göndeririz, belki uyanır.” Kadın önce güldü, ama gülüşü kesildi. “Saçmalama,” dedi ama sesinde tereddüt vardı. “O kadar basit mi sanıyorsun? Hem… seninle mi çekeceğiz?”Genç adam ayağa kalktı, telefonunu çıkardı. “Neden olmasın? Benimle güvende olur. Kimse görmez. Sadece babayı kıskandırmak için. Hem belki… eğleniriz de.” Kadın duraksadı. Yüzü kızardı, ama kalktı. “Tamam,” dedi fısıldayarak. “Ama sadece fotoğraf. Hiçbir şey olmaz.” Odasına gitti, kapıyı aralık bıraktı. İçeri girdiğinde kalp atışları hızlanmıştı. Dolaptan çıkardığı o kırmızı dantelli iç çamaşırını giydi; göğüslerini kaldıran, kalçalarını saran, tenini neredeyse tamamen ortaya çıkaran bir setti. Aynaya baktı, kendini beğendi. Yıllardır hissetmediği bir heyecan sardı bedenini.Salona döndüğünde üvey oğlu onu görünce nefesi kesildi. “Vay be…” diye mırıldandı. Kadın utangaçça poz verdi, ellerini göğüslerine koydu. “Hadi çek,” dedi. Genç adam telefonunu kaldırdı, flaş patladı. Birkaç poz daha: Kanepeye yaslandı, bacaklarını çaprazladı, saçlarını savurdu. Her karede daha cesur hale geliyordu. “Biraz daha yakın ol,” dedi genç adam. Kadın yaklaştı, neredeyse kucağına oturacak kadar. “Baba görse ne derdi acaba?” diye sordu gülerek. Üvey oğlu telefonu indirdi, elini annesinin beline koydu. “Kıskanırdı herhalde. Ama belki de… bu kıskançlık bizi daha yakınlaştırır.”Kadın titredi, ama geri çekilmedi. “Bu yanlış,” diye fısıldadı. Ama gözleri genç adamın dudaklarındaydı. Üvey oğlu eğildi, boynuna bir öpücük kondurdu. “Sadece yardım ediyorum,” dedi. “Yalnızlığını gidermek için.” Kadın inledi, elleri genç adamın omuzlarına gitti. Öpüşmeleri başladı; önce yumuşak, sonra aç, kontrolsüz. İç çamaşırı yere düştü, bedenleri birbirine yapıştı. Kanepeye uzandılar, genç adam annesinin göğüslerini öptü, emdi, elleri aşağı kaydı. Kadın bacaklarını açtı, “Lütfen…” diye yalvardı. Üvey oğlu içine girdi, yavaşça, derinlere. Her hareketinde kadın inledi, tırnakları sırtına battı.Pozisyon değiştirdiler; kadın üstteydi, kalçalarını sallıyor, zevkten çığlık atıyordu. Genç adam kalçalarını sıkıca tutuyor, hızlanıyordu. “Baba bunu hak etmiyor,” diye mırıldandı kadın. “Sen hak ediyorsun.” Orgazm dalgaları geldi; ikisi de aynı anda zirveye ulaştı, sıcak sıvılar içini doldurdu. Sonrasında birbirlerine sarıldılar, nefes nefese. Kadın başını genç adamın göğsüne yasladı. “Bu bizim sırrımız,” dedi. “Ama… belki bir daha yaparız.” Genç adam gülümsedi. “Belki de her yıl dönümünde.” O gece, evlilik yıldönümü unutulmuştu; yerine yasak, ateşli bir bağ doğmuştu. Kadın artık yalnız değildi. Ve belki de babayı kıskandırmak için başlayan oyun, gerçek bir tutkuya dönüşmüştü. Artık geri dönüş yoktu; o evde her şey değişmişti.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*