Kızıl Üvey Kardeşim Norah ve Benim Delik Takıntım
Michael’in delice bir delik takıntısı vardı. Küçükken bile parmağını her türlü çukura, göbek deliğine, hatta anahtar deliğine sokup çıkarmaktan büyük keyif alırdı. Norah ise tamamen normal sayılabilecek bir takıntıya sahipti: kocaman, kalın ve damarlı yaraklara bayılıyordu. Kızıl saçlı, dolgun göğüslü Avustralyalı üvey kız kardeş, devasa aletleri gördüğü anda amının ıslandığını hissediyordu. İkisi de aynı evde yaşıyordu ama bu yasak arzularını birbirlerinden gizliyorlardı. Ta ki o sıcak yaz gecesi klimanın bozulmasına kadar…Evdeki klima tamamen arızalanınca yatak odaları cehennem gibi olmuştu. Anne-baba tatildeydi ve evde sadece üvey kardeşler kalmıştı. Norah, “Bu sıcakta ayrı odalarda uyuyamayız, gel benim yatağıma geçelim, büyük zaten,” dedi masum bir sesle. Michael tereddüt etti ama başka çare yoktu. İkisi de hafif kıyafetlerle aynı yatağa girdiler. Karanlık odada sadece vantilatörün sesi duyuluyordu. Michael alışkanlığı üzere elini uzattı ve Norah’nın yumuşak karnına, göbek deliğine dokundu. Parmak ucuyla hafifçe daireler çizerek “poking” yapmaya başladı. Yıllardır yaptığı gibi, kız kardeşinin göbek deliğini parmağıyla yokluyordu.Fakat Norah’nın aklında bambaşka bir plan vardı. Michael’in parmağının karnında dolaştığını hissettiği anda gülümsedi ve yavaşça kalçalarını geriye doğru itti. “Yanlış deliğe dokunuyorsun kardeşim…” diye fısıldadı şehvet dolu bir sesle. Michael şaşkınlıkla dondu kaldı. Norah elini uzattı, üvey kardeşinin şortunun içinden taş gibi sertleşmiş yarağını kavradı ve “Benim asıl deliğim burada… ve senin o kalın aletin tam ona göre,” dedi. Michael’in kalbi deli gibi çarpıyordu. Yıllardır bastırdığı delik fetişi ile Norah’nın dev yarak hayali bir anda mükemmel şekilde örtüşmüştü.Norah dönüp yüz yüze geldiler. Kızıl saçları yastığa yayılmış, iri göğüsleri ince tişörtün altından belirgindi. “Hadi Michael… o deliği parmağınla değil, yarağınla doldur,” diye teşvik etti. Michael titreyen ellerle Norah’nın şortunu sıyırdı. Amı zaten sırılsıklamdı. Norah bacaklarını araladı ve üvey kardeşinin kalın başını ıslak dudaklarına sürttü. Michael yavaşça içeri girdiğinde Norah derin bir oh çekti: “Evet… işte bu… tam aradığım o büyük yarak…” Michael ise sanki en sevdiği deliğe parmağını sokuyormuş gibi hissediyordu ama bu seferki çok daha sıcak, ıslak ve dar bir delikti.İlk başta yavaş ve keşif doluydular. Michael üvey kız kardeşinin amını uzun uzun pompalarken Norah inleyerek kalçalarını kaldırıyordu. Sonra ritim hızlandı. Norah üstüne çıktı, dolgun kalçalarını indirip kaldırırken “Daha derine… göbek deliğimi değil, amımı del!” diye fısıldıyordu. Michael ellerini Norah’nın iri göğüslerine götürdü, meme uçlarını sıkarken sertçe vuruyordu. Norah’nın squirt yeteneği devreye girdiğinde yatak sırılsıklam oldu. Zevkten titreyen vücuduyla üvey kardeşine sarıldı ve “Boşal içime… o deliği sperminle doldur,” dedi.Michael daha fazla dayanamadı ve Norah’nın derinliklerine güçlü bir şekilde boşaldı. İkisi de nefes nefese yatakta uzanırken gülümsüyorlardı. Artık sırlarını paylaşmışlardı. Michael’in delik takıntısı ve Norah’nın dev yarak fetişi mükemmel bir uyum içindeydi. O gece sadece bir kezle kalmadı. Sabaha kadar defalarca seviştiler; bazen Norah dizlerinin üzerine çöküp Michael’in yarağını boğazına kadar alırken, bazen Michael üvey kız kardeşini arkadan sertçe becerirken göbek deliğini parmağıyla da yokluyordu.Ertesi sabah klima tamir edilmiş olsa bile ikisi de ayrı yataklara dönmek istemedi. Norah gülerek “Artık her gece aynı yatakta uyuyacağız… ve sen her gece yanlış deliği bulacaksın,” dedi. Michael ise mutlulukla başını salladı. Bu kaza, üvey kardeşler arasında yepyeni ve son derece pervy bir bağ kurmuştu. Artık evdeki her sıcak gece, her karanlık oda onların ortak zevk alanı olacaktı. Norah’nın ıslak amı Michael’in en sevdiği delik, Michael’in kalın yarağı da Norah’nın en büyük hayali haline gelmişti.Bu olaydan sonra ikisi de daha mutlu, daha azgın ve daha bağlıydı. Aile tatilden döndüğünde hiçbir şeyden şüphelenmedi ama Michael ve Norah her fırsatta göz göze gelip gülümsüyorlardı. Çünkü artık biliyorlardı: Bazı takıntılar tesadüfen değil, kader tarafından birleştirilmek için vardır. Ve o klimanın bozulması, hayatlarının en güzel kazası olmuştu.
