Whitney omuz silkti. “Hadi ama… sadece ayak fotoğrafı. Ne var bunda? Lütfen, çok rica ediyorum.”Blake iç çekti ama sonunda razı oldu. Whitney koltuğa oturdu, çıplak ayaklarını öne uzattı. Blake telefonu aldı ve birkaç fotoğraf çekti. Whitney’nin küçük, düzgün ayak parmaklarını, yumuşak tabanlarını yakından görünce ister istemez “Gerçekten de çok hoş ayakların varmış,” diye mırıldandı. Whitney güldü. “Teşekkürler. Beğendin mi bari?”Fotoğrafları gönderdikten kısa süre sonra Whitney’nin telefonu yine çaldı. Erkek arkadaşı daha açık, daha seksi fotoğraflar istiyordu. Whitney yine Blake’in yanına geldi, bu sefer biraz daha çekingen bir sesle konuştu:“Şey… şimdi de ayak tabanlarımı ve iç çamaşırımı birlikte gösteren fotoğraflar istiyor. Yine yardım eder misin?”Blake bir süre sustu. “Whitney… bunun nereye gideceğini ikimiz de biliyoruz. Erkek arkadaşın yarın yine daha fazlasını isteyecek. Boşuna uzatmayalım. Direkt olarak amını da gösteren fotoğraflar çekelim ki bir daha bu konuya dönmeyelim.”Whitney önce kızardı, tereddüt etti. “Ama… bu çok ileri gitmek olmaz mı?”
Blake omuz silkti. “Sen başladın. ‘Sadece ayak fotoğrafı’ demiştin. Şimdi de buraya geldik. Karar senin.”Whitney bir süre düşündü, sonra yavaşça başını salladı. “Tamam… ama sadece fotoğraf için.”Koltuğa sırtüstü uzandı, bacaklarını kaldırıp ayak tabanlarını kameraya gösterdi. Sonra eliyle pembe külodunu kenara çekti ve ıslak olmayan, biraz kuru duran kadınlığını ortaya çıkardı. Blake birkaç fotoğraf çekti. Ama kadının görüntüsü karşısında kendini tutamadı. Telefonu kenara bıraktı ve diz çöküp Whitney’nin bacaklarının arasına yaklaştı.“Ne yapıyorsun?!” diye şaşkınlıkla sordu Whitney.
Blake cevap vermedi. Dilini Whitney’nin klitorisine değdirdi ve yavaşça yalamaya başladı. Whitney ilk anda irkildi ama birkaç saniye sonra dudaklarından derin bir inilti kaçtı. “Ahh… Blake… bu… çok iyi hissediyor…”Blake diliyle üvey kız kardeşinin kadınlığını ıslatıyor, klitorisini emiyor, dilini içeri sokup çıkarıyordu. Eliyle Whitney’nin dolgun göğüslerini sıkıyor, meme uçlarını parmaklarının arasında yuvarlıyordu. Whitney’nin bacakları titremeye başladı. “Tanrım… dilin çok iyi…” diye mırıldandı ve kendini tamamen bıraktı.Bir süre sonra Whitney doğruldu, Blake’in pantolonunu indirdi ve sert organını ağzına aldı. Ayaklarını havaya kaldırıp Blake’in yüzüne doğru uzattı. Blake hem üvey kız kardeşinin ağzındaki sıcaklığı hem de ayaklarını hissederek inliyordu. Whitney hevesle emiyor, dilini etrafında dolaştırıyordu.İkisi de artık çok azgındı. Whitney koltuğun kenarına geçti, başını aşağı indirip kalçalarını havaya kaldırdı. “İçime gir Blake… lütfen,” diye yalvardı. Blake üvey kız kardeşinin arkasından yaklaştı ve kalın sikini ıslak amına tek hamlede soktu. Whitney yüksek sesle inledi. Blake sert ve ritmik darbelerle içine girip çıkmaya başladı. Her vuruşta Whitney’nin kalçaları sallanıyor, ıslak sesler odayı dolduruyordu.“Çok derin… ahh… daha hızlı!” diye bağırıyordu Whitney. Blake hızını artırdı, elleriyle Whitney’nin kalçalarını sıkıca tutuyordu. Bir süre sonra Whitney Blake’in üzerine çıktı, kalın sikini amına oturttu ve sertçe sürtünmeye, zıplamaya başladı. Göğüsleri sallanıyor, kalçaları Blake’in kasıklarına çarpıyordu. Kısa süre sonra bütün vücudu gerildi ve şiddetli bir orgazm yaşadı. “Geliyorum… boşalıyorum!” diye çığlık attı.Whitney orgazmının son dalgaları geçerken Blake’i üzerinden indirdi, diz çöktü ve ağzını açtı. Blake son birkaç sıvazlamayla üvey kız kardeşinin dilinin üzerine boşaldı. Whitney sıcak dölleri yalayıp yuttu, kalanını da dudaklarıyla temizledi.İkisi de nefes nefese yere yığıldılar. Whitney ter içindeki saçlarını geriye attı ve Blake’e baktı. “Bu… kesinlikle sadece ayak fotoğrafı değildi.”Blake gülümsedi. “Evet. Bir daha erkek arkadaşın fotoğraf istediğinde doğrudan bana söyle. Artık aramızda başka sır kalmadı.”Whitney utangaç ama memnun bir ifadeyle başını salladı. “Anlaştık… ama bir dahaki sefere belki ben de sana yardım ederim.”O günden sonra Whitney’nin ayak fotoğrafları konusu bir daha hiç açılmadı. Çünkü ikisi de artık çok daha eğlenceli ve yasak bir oyunun içine girmişlerdi.
