Pizza kuryecisi olarak geçirdiğim sıradan bir akşam, hayatımın en beklenmedik ve ateşli anlarından birine dönüştü. O gece, şehrin kenar mahallelerinden birine pizza teslimatı yapıyordum. Sipariş notunda adres netti, zil çaldığımda kapıyı açan kişi ise tahmin ettiğimden çok daha farklı biriydi: 18 yaşlarında, liseli bir Türk kızı. Saçları hafif dağınık, yüzünde utangaç ama meraklı bir ifade vardı. Üstünde bol kesimli siyah bir tişört, altında ise gri kısa bir şort ve o şortun altından belli olan siyah balık ağı külotlu çoraplar… Kıyafeti o kadar dikkat çekiciydi ki, kapıda birkaç saniye fazla kalakaldım. Bacakları uzun ve biçimli, teni gençliğin verdiği o taze ışıltıyla parlıyordu. Göz göze geldiğimizde, bakışlarında bir şey vardı; sanki yalnızlıktan, hormonların coşkusundan ya da o anki can sıkıntısından kaynaklanan bir kıvılcım. Dudaklarını hafifçe ısırdı, sesi yumuşak ama davetkâr çıktı: “İçeri gel, parayı vereyim.”Normalde asla kabul etmezdim ama o an içimdeki ses susmadı. Kapı arkamdan kapandı, ev sessiz ve loştu. Beni koridor boyunca takip ederken kalçalarının hafif salınışı, kısa şortun kenarlarından taşan balık ağı deseni ve tişörtün altında belli olan dolgun hatları gözlerimi mıknatıs gibi çekiyordu. Odasına girdik; duvarlarda posterler, yatağın üstü biraz dağınık, hafif bir parfüm kokusu havada asılıydı. “Teşekkürler,” dedi gülümseyerek ama gözleri başka bir şey söylüyordu. Parayı uzatırken parmaklarımız birbirine değdi. O dokunuş elektrik gibiydi. Bir anda ne olduğunu anlayamadan yaklaştı, dudaklarını benimkilere bastırdı. Genç, tecrübesiz ama inanılmaz istekliydi. Elleri tişörtümün altına kaydı, tırnakları sırtımda hafifçe gezindi. Ben de kendimi tutamadım; onu belinden kavradım, kısa şortunu yavaşça aşağı sıyırdım. Balık ağı çoraplar hâlâ bacaklarındaydı, o doku parmaklarımın altında inanılmaz tahrik ediciydi.Yatağa düştük. Artık düşünmüyorduk, sadece hissediyorduk. Tişörtünü çıkardım, genç memeleri avuçlarımın içine doldu. Dudaklarım boynunda, göğüslerinde gezinirken inlemeleri odayı dolduruyordu. Şortu ve külotu tamamen çıkmıştı ama balık ağı çorapları çıkmamıştı; sanki o detay onu daha da seksi kılıyordu. Bacaklarını belime doladı, balık ağı deseninin tenime sürtünmesiyle aklım başımdan gitti. İçine girdiğimde sıcak, ıslak ve daracıktı. Ritmimiz önce yavaş, sonra gittikçe çılgınlaştı. O, tırnaklarını sırtıma geçiriyor, “Daha hızlı,” diye fısıldıyordu. Ben de kendimi bırakmıştım; genç vücudunun her santimini keşfediyordum. Pozisyon değiştirdik, onu üstüme aldım. Kalçaları inip kalkarken balık ağı çoraplı bacakları yanı başımda titriyordu. Gözleri kapalı, dudakları aralık, tamamen kendinden geçmiş haldeydi. Ben de onun ritmine uyum sağlıyor, ellerimle kalçalarını sıkıca kavrıyordum.O an hiçbir şeyin önemi yoktu; ne işim, ne saat, ne de dışarıdaki dünya. Sadece ikimizin arasında patlayan o ilkel, şuursuz arzu vardı. Terlerimiz birbirine karışıyor, nefeslerimiz hızlanıyor, inlemelerimiz birbirine dolanıyordu. Doruğa yaklaştığımızda vücudu gerildi, içimde kasılmaları arttı ve sonunda titreyerek boşaldı. Ben de birkaç saniye sonra kendimi bırakıp onunla birlikte zirveye ulaştım. Bir süre öylece yattık, kalp atışlarımız yavaş yavaş normale dönüyordu. Sonra utangaç bir gülümsemeyle doğruldu, balık ağı çorapları hâlâ bacaklarındaydı, saçları dağılmış, yanakları kızarmıştı. “Bunu hiç beklemiyordum,” diye mırıldandı. Ben de aynı durumdaydım. Giysilerimizi toparladık, kapıya kadar sessizce yürüdük. Dışarı çıktığımda gece havası yüzüme çarptı. Motosikletime binerken aklım hâlâ o odadaydı; gri kısa şort, siyah tişört ve o baştan çıkarıcı balık ağı çoraplar…O gece, pizza teslimatı yapmanın ne kadar sıradan bir iş olduğunu sandığımı hatırlıyorum. Oysa bazen kapıyı açan kişi, hayatına bambaşka bir kapı aralayabiliyor. O liseli Türk kızın davetkâr bakışları, genç vücudunun ateşi ve o şuursuz, tutkulu dakikalar hâlâ zihnimde capcanlı. Belki bir daha o adrese giderim, belki de gitmem. Ama o an, kuryelik mesleğimin en unutulmaz teslimatı olarak kaldı.