Ekleyen Kanal: Starlar:

Arkadaşımın Annesinin Meme Uçları Beni Benden Aldı

Andrew’un son zamanlarda hayatı gerçekten zorlaşıyordu. Ailesiyle yaşadığı büyük bir tartışmanın ardından annesi ve babası onu evden kovmuştu. Cebinde beş kuruş para yoktu, işi de yeni kaybetmişti. Yalnız, çaresiz ve ne yapacağını bilemez halde sokaklarda dolaşırken aklına en yakın arkadaşı Alex geldi. Alex o sırada üniversitede okuyordu ve şehir dışındaydı ama Andrew’u hiç yalnız bırakmadı. Telefonda uzun uzun konuştular ve Alex, “Endişelenme kardeşim, annemde kalabilirsin. Ne kadar istersen o kadar kal, ev büyük, annem de yalnız hissediyor zaten,” dedi. Bu teklif Andrew için tam bir can simidi gibiydi.Ertesi gün eşyalarını toplayıp Alex’in annesinin evine doğru yola çıktı. Kapıyı çaldığında karşısında Alex’in annesi Mrs. Thompson’ı gördü. Kadın kırklı yaşlarının sonunda, bakımlı, dolgun hatlara sahip, sıcakkanlı bir kadındı. Üzerinde ince bir ev elbisesi vardı ve gülümseyerek Andrew’u içeri davet etti. “Alex beni aradı, her şeyi anlattı. Burada istediğin kadar kalabilirsin tatlım. Seni kendi oğlum gibi görüyorum,” dedi yumuşak bir sesle. Andrew biraz utangaç bir şekilde teşekkür etti ve eşyalarını misafir odasına yerleştirdi. Ev gerçekten geniş ve rahattı; büyük bir salon, havuzlu bir arka bahçe ve sessiz, huzurlu bir atmosfer vardı.İlk birkaç gün her şey normal ilerledi. Mrs. Thompson Andrew’a yemek yapıyor, çamaşırlarını yıkıyor ve ona “oğlum” diye hitap ediyordu. Fakat zaman geçtikçe Andrew kadının bakışlarındaki değişikliği fark etmeye başladı. Bazen mutfakta kahve içerken gözleri Andrew’un vücudunda dolaşıyor, bazen de salonda televizyon izlerken bacaklarını hafifçe aralayıp rahat bir pozisyon alıyordu. Andrew da farkında olmadan bu olgun ve çekici kadına bakmaktan kendini alamıyordu. Mrs. Thompson’ın iri göğüsleri, yuvarlak kalçaları ve kendinden emin duruşu, genç adamın aklına yasak düşünceler getiriyordu.Bir akşamüstü Andrew duştan çıktığında Mrs. Thompson koridorda onu bekliyordu. Üzerinde sadece bir sabahlık vardı ve hafifçe aralanmıştı. “Sıcak suyun keyfini çıkardın mı?” diye sordu gülümseyerek. Andrew’un havluyla sarılı beline bir an gözü kaydı ve kadın utangaç bir şekilde gülümsedi. O gece yemekten sonra sohbetleri daha derinleşti. Mrs. Thompson kocasının yıllar önce terk ettiğini, Alex’in de üniversitede olduğunu ve evde yalnızlıktan sıkıldığını anlattı. Andrew da kendi sıkıntılarını paylaştı. Konuşma sırasında kadın elini Andrew’un dizine koydu ve “Burada güvendesin, neye ihtiyacın olursa söyle,” dedi. Dokunuşu Andrew’un vücudunu anında elektriklendirmişti.Ertesi sabah Andrew uyanınca mutfakta Mrs. Thompson’ı kahvaltı hazırlarken buldu. Kadın bu sefer daha kısa ve dar bir şort ile askılı bir tişört giymişti. Göğüslerinin dolgunluğu tişörtün altında belirgindi. Andrew masaya oturduğunda kadın arkasından eğilerek kahve doldurdu ve göğüsleri genç adamın omzuna hafifçe değdi. O anda ikisinin de nefesi hızlandı. Mrs. Thompson yavaşça Andrew’un kulağına eğildi ve fısıldadı: “Alex’in en iyi arkadaşı olman çok güzel… Belki ben de senin için biraz daha fazlası olabilirim.” Andrew şaşkınlıkla başını kaldırdı ama kadının gözlerindeki arzu apaçıktı.O günden sonra evdeki hava tamamen değişti. Mrs. Thompson artık Andrew’a daha yakın davranıyor, dokunuşları daha uzun sürüyor, bakışları daha davetkâr hale geliyordu. Bir akşam film izlerlerken kadın başını Andrew’un omzuna yasladı ve elini yavaşça genç adamın bacağına kaydırdı. Andrew’un kalbi deli gibi çarpıyordu. Mrs. Thompson’ın parmakları yavaş yavaş yukarı doğru çıktı ve pantolonunun üzerinden sertleşen yerini okşamaya başladı. “Rahat ol tatlım,” diye fısıldadı kadın, “Burası artık senin de evin. İstediğin her şeyi yapabiliriz.”Andrew bir an tereddüt etti ama Mrs. Thompson’ın sıcak eli ve yumuşak sesi tüm direncini kırdı. Kadın dizlerinin üzerine çöküp Andrew’un pantolonunu indirdi ve sertleşmiş aletini ağzına aldı. O anda Andrew’un aklına sadece zevk ve minnettarlık vardı. Mrs. Thompson ustaca emiyor, yalıyor ve ara sıra yukarı bakarak gülümsüyordu. Sonra ayağa kalktı, sabahlığını çıkardı ve tamamen çıplak halde Andrew’un kucağına oturdu. Dolgun kalçaları genç adamın bacaklarına yayılırken ıslak ve sıcak amı Andrew’un sikinin üzerine değiyordu.O gece ikisi de uzun uzun sevişti. Mrs. Thompson Andrew’u sırayla üstüne bindiriyor, arkadan aldırıyor ve her pozisyonda inleyerek zevkini haykırıyordu. Andrew kadının iri göğüslerini avuçluyor, kalçalarını sıkıyor ve defalarca içine boşalıyordu. Mrs. Thompson her seferinde “Evet oğlum, annene boşal,” diye fısıldıyordu. Sabah olduğunda yorgun ama mutluydular. Kadın Andrew’un yanağına bir öpücük kondurdu ve “Burada kaldığın sürece bu ev senin de zevk evin olacak,” dedi gülümseyerek.Andrew artık evden atılmış bir genç olmaktan çıkmış, Alex’in annesinin hem misafiri hem de gizli sevgilisi haline gelmişti. Mrs. Thompson ise uzun zamandır özlemini çektiği tutkuyu bulmuştu. İkisi de bu yeni düzenin keyfini çıkarıyordu. Alex’in haberi yoktu ama belki de bir gün öğrenirse o da bu sıcacık ailenin yeni dinamiklerine şaşırmayacaktı. Andrew için bu ev sadece bir sığınak değil, aynı zamanda en derin arzularının gerçekleştiği yerdi. Ve Mrs. Thompson, “Ne kadar istersen kal,” derken aslında “Beni ne kadar istersen o kadar kullan,” demek istiyordu.Artık her sabah uyanmak, her akşam yatmak bambaşka bir heyecanla doluydu. Andrew’un sorunları geride kalmış, yerine yasak ama muhteşem bir tutku geçmişti. Mrs. Thompson’ın evi artık ikisinin ortak zevk alanıydı ve bu hikâye daha yeni başlıyordu.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*