Üvey Kardeşimin Ayakları Beni Kötü Düşüncelere İtti
Evde yalnız kaldıkları o sıcak yaz akşamında, küçük üvey kız kardeş Nico, salondaki kanepede uzanmış, telefonunu kurcalıyordu. Üzerinde kısa bir şort ve dar bir atlet vardı; esmer teni hafif terle parlıyordu. Büyük üvey ağabeyi koltukta oturmuş, televizyon izlemeye çalışıyordu ama gözleri sürekli ona kayıyordu. Nico bunu fark etmişti. Yavaşça ayaklarını uzattı, yumuşak, bakımlı ayak parmaklarını ağabeyinin kucağına doğru değdirdi. “Sıcak değil mi abi?” diye mırıldandı masum bir sesle, ama bakışlarında şeytani bir parıltı vardı. Ayaklarını hafifçe ovuşturmaya başladı, topuklarını bacağına bastırarak, parmaklarını yavaş yavaş karnına doğru kaydırıyordu. Her hareketi kasıtlıydı; yıllardır süren o masum flört artık daha cesur hale gelmişti.Nico , ağabeyinin tepkisini izlemekten zevk alıyordu. Ayaklarını daha da yukarı çıkardı, parmak uçlarıyla tişörtünün kenarını kaldırdı, tenine dokundu. “Bak, ayaklarım ne kadar yumuşak… Dokunmak ister misin?” diye fısıldadı, sesi tatlı ama kışkırtıcıydı. Ağabeyi donup kaldı, nefesi hızlandı ama bir şey diyemedi. Nico gülümsedi ve ayaklarını daha cesurca kullandı; sol ayağını kucağına koyup, parmaklarını yavaşça sertleşen bölgeye değdirdi. Hafifçe bastırıyor, daireler çiziyor, sonra çekip tekrar yaklaşıyordu. Bu küçük kız kardeş, yıllardır ağabeyini deli eden o tezahüratlarını şimdi ayaklarıyla yapıyordu. Her dokunuşta “Yanlış mı yapıyorum abi?” diye soruyor, ama gözleri “Devam et” diyordu.Zaman ilerledikçe oyun kızıştı. Nico ayağa kalktı, ağabeyinin önüne geçti ve bir ayağını koltuğun kenarına koydu. Parmaklarını ağzına yaklaştırdı, “Öp bakalım” dedi. Ağabeyi dayanamadı, dudaklarını o yumuşak ayak parmaklarına değdirdi. Nico inledi, diğer ayağını da devreye soktu. İki ayağıyla birden ağabeyinin kucağındaki şişkinliği okşuyordu; yavaş, ritmik hareketlerle. “Ne kadar sert olmuşsun… Benim yüzümden mi?” diye güldü. Ayaklarını ustaca kullanıyor, topuklarıyla bastırıyor, parmaklarıyla sıkıyordu. Bu, basit bir ayak oyunu olmaktan çıkmıştı; Nico ağabeyinin sınırlarını test ediyordu. Ne kadar ileri gidecekti? Küçük üvey kız kardeşin ayakları artık durmuyordu. Nico şortunu yavaşça sıyırdı, sadece iç çamaşırıyla kaldı. Sonra ağabeyinin pantolonunu indirdi ve çıplak ayaklarını doğrudan tenine bastırdı. Sıcak, ıslak ve davetkâr bir his yayılıyordu. “Hadi abi, bırak kendini… Kimse bilmez” diye fısıldadı. Ayaklarıyla ritmi hızlandırdı, bir ayağıyla aşağıdan yukarı sıvazlıyor, diğeriyle hassas noktaları okşuyordu. Ağabeyi inliyordu, elleri kız kardeşinin baldırlarını sıkıyordu. Lindsay’nin nefesi de hızlanmıştı; kendi uyarılmıştı, bacakları hafif titriyordu. Bu yasak oyun onu da heyecanlandırıyordu.Sonunda Nico daha da ileri gitti. Ayağını ağabeyinin dudaklarına götürdü, parmaklarını emdirdi. Aynı anda diğer ayağıyla onu tatmin etmeye devam ediyordu. “Daha mı istiyorsun? Söyle bana… Ne kadar ileri gideceksin?” diye sordu, sesi titrekti. Ağabeyi pes etti, elleriyle kız kardeşinin ayaklarını kavradı ve daha güçlü bastırdı. Nico zevkten kıvrandı. Artık sadece ayaklar değildi; bedenleri birbirine yaklaşıyor, sınırlar eriyordu. Küçük kız kardeşin bu uzun süreli ayak oyunu, ikisini de bambaşka bir yere taşımıştı. O akşam, evdeki sessizliği sadece inlemeler ve tenlerin birbirine değme sesi dolduruyordu. Nico’nun ayakları, ağabeyinin en derin fantezilerini ortaya çıkarmıştı. Teasing bitmişti; şimdi sıra, ne kadar ileri gideceklerini keşfetmeye gelmişti. Bu yasak yakınlık, ikisini de sonsuza dek değiştirecek gibiydi. Nico gülümsedi ve fısıldadı: “Gördün mü abi… Benim ayaklarım her şeyi yapabilir.”