Lezbiyen Çift Çocuk İçin Zenciye Veriyor
Elizabeth (Siri Dahl) ve eşi Terri (Lena Paul), yıllardır bir aile kurmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorlardı. Tüp bebek tedavileri, hormon ilaçları, sayısız doktor ziyareti ve pahalı prosedürler… Hepsi başarısızlıkla sonuçlanmış, geriye yalnızca devasa bir borç yığını ve derin bir umutsuzluk kalmıştı. Maddi olarak tükenmiş, duygusal olarak yıpranmış bu iki kadın, bir gün Terri’nin üniversiteden eski arkadaşı Jordan’ı (Troy Francisco) akıllarına getirdiler. Jordan nazik, sağlıklı ve mükemmel genlere sahip bir adamdı. Tek gereken, duygusal bağ olmadan, basit bir buluşmaydı. Böylece hayallerindeki aile nihayet gerçek olacaktı; hiçbir ipotek, hiçbir zorunluluk olmadan.Evde daha fazla zaman geçirdiği için Elizabeth, Jordan’dan hamile kalacak kişi olarak seçilmişti. Fakat Elizabeth hayatı boyunca hiçbir erkekle birlikte olmamıştı. Bu düşünce bile onu derin bir endişeye sürüklüyordu. Terri ise sakinleştirici bir ses tonuyla eşini teselli ediyor, her şeyin yolunda gideceğini, yanında olup moral destek vereceğini tekrar tekrar söylüyordu. Elizabeth kendi korkularıyla o kadar meşguldü ki, sevdiği eşinin davranışlarında garip bir şeyler döndüğünü fark edemiyordu. Terri’nin gözlerindeki o gizli parıltı, sesindeki hafif titreme… Henüz hiçbir işaret alarm zillerini çalmamıştı.Jordan kapıdan içeri girdiğinde ve kıyafetlerini çıkarmaya başladığında Elizabeth’in kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Bütün cesareti bir anda uçup gitmişti. “Yapamayacağım,” diye fısıldadı titreyen dudaklarıyla. Terri hemen yanına yaklaştı, kollarını beline doladı ve nazikçe hatırlattı neden burada olduklarını. “Bizim için, geleceğimiz için… Bu tek çıkış yolumuz.” Elizabeth’i rahatlatmak adına önce kendiyle Jordan arasında bir yakınlaşma önerdi. “Önce biz başlayalım ki sen rahatla, alış. Hamile kalman şart, yoksa bütün bu çile bitmeyecek.” Elizabeth derin bir nefes aldı, gözlerini kapattı ve tüm iradesini toplayarak yeniden denemeye karar verdi.Terri yol gösterici rolünü üstlenmişti. Yumuşak dokunuşları, cesaret veren sözleri sayesinde Elizabeth yavaş yavaş gevşemeye başladı. Jordan yaklaştığında ilk anda vücudu kasılmıştı ama Terri’nin “Devam et aşkım, sen çok güçlüsün” şeklindeki fısıltılarıyla içindeki direnç erimeye yüz tuttu. Elizabeth, Jordan’ın bedenine teslim oldukça tuhaf bir heyecan dalgası hissetmeye başladı. Tek istediği, adamın tohumunu içine bırakması ve bu işin bir an önce bitmesiydi. Hamile kalıp bu sayfayı kapatmak, borçlardan kurtulmak ve nihayet ailelerine kavuşmaktı hayali. Ancak tam o kritik anda, Elizabeth’in aklından geçenlerle gerçekler arasında dev bir uçurum açılıyordu.Çünkü Terri’nin aklında bambaşka planlar vardı. Eşinin masumca arzuladığı “temiz” bir döllenme süreci, aslında çok daha karmaşık ve beklenmedik bir yola evriliyordu. Elizabeth’in içindeki korku yerini yavaş yavaş teslimiyete bırakırken, odadaki hava giderek ağırlaşıyordu. Sevgi dolu bir eşin desteği sandığı şey, belki de gizli bir arzunun, kıskançlığın ya da bambaşka bir tutkunun perdesiydi. Elizabeth, Jordan’ın bedeninde ilerledikçe ve o sıcak boşalmayı içinde hissetmeye yaklaştıkça, Terri’nin bakışlarındaki gerçek niyet yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlıyordu. Bu “üçüncü tekerlek” sadece bir sperm donörü değil, evliliklerini temelden sarsacak bir katalizör haline geliyordu.Yılların birikmiş umudu, borçların yarattığı çaresizlik ve iki kadının arasındaki derin bağ, bu tek geceyle bambaşka bir renge bürünmüştü. Elizabeth’in bedeni yeni hislere açılırken, zihni hâlâ “her şey bitecek” diye teselli bulmaya çalışıyordu. Oysa Terri’nin sessiz gülümsemesi, gelecekteki tüm olayların habercisi gibiydi. Aile kurma hayali, beklenmedik bir ihanetle, tutkulu bir karmaşaya dönüşmek üzereydi. Bu gece, sadece bir döllenme değil; üç kişinin hayatının da sonsuza dek değiştiği bir dönüm noktası olacaktı.
