Türbanlı Kız Evlenmeden Önce Üvey Kardeşine Siktirdi
Julia, hayatının en heyecan verici dönemini yaşıyordu. Nihayet “o kişi”yi bulduğunu hissediyordu; kalbi deli gibi çarpıyor, aklı başından gitmişti. Bütün gün hayallere dalıyor, onunla evlenmeyi, birlikte bir yuva kurmayı, ömür boyu mutlu olmayı düşlüyordu. Bu duyguları içinde tutamadı ve en yakınındaki kişiye, üvey kardeşi Nade’ye açıldı. Nade, her zamanki gibi biraz sapkın, biraz muzip Amerikan tarzıyla dinliyordu onu. Julia’nın gözleri parlayarak anlattığı fantezileri, evlilik hayalleri, gelecek planları… Nade gülümsüyordu ama içinde bambaşka düşünceler dönüyordu.Ancak Julia’nın mutluluğunun altında derin bir endişe yatıyordu. Ya yeterince deneyimli değilse? Ya bu yeni sevgilisi, onun masumiyetini, tecrübesizliğini görünce başka birine mi yönelirse? Julia’nın yetiştiği aile katı kurallarla doluydu; dini inançları, cinselliği keşfetmesine izin vermemişti. Dokunulmaz bir saflık içinde büyümüştü, bedenini tanımamış, arzularını bastırmıştı. Şimdi ise korkuyordu: Sevgilisi onu yetersiz bulup terk ederse ne yapacaktı? O adamı kaybetmek, hayallerini paramparça etmek anlamına geliyordu. Julia bunu göze alamazdı. Kalbi sıkışıyor, geceleri uykusuz kalıyordu.Nade, kardeşinin bu çaresizliğini fark ettiğinde hemen harekete geçti. Rolünü iyi oynuyordu: anlayışlı, destekleyici üvey abi. Julia’yı teselli eder gibi yanına oturdu, elini omzuna koydu. “Endişelenme,” dedi yumuşak bir sesle. “Böyle şeyler normal. Herkes ilk seferinde korkar. Ama pratik yapman lazım, değil mi? Yoksa o adam seni başka biriyle kıyaslar.” Julia’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. Nade devam etti, sesini daha da alçaltarak: “Ben senin kardeşinim, sana zarar vermem. İstersen… benimle deneyebilirsin. Kimse bilmez, sadece ikimiz arasında kalır.”Julia’nın kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Bu teklif, dini inançlarının en derin tabusuydu. Yasak, günah, affedilemez… Ama aynı zamanda tek çare gibi görünüyordu. Sevgilisini kaybetmektense, bu yasağı çiğnemek daha mı az kötüydü? Nade pantolonunun fermuarını yavaşça indirdi, sertleşmiş erkekliğini çıkardı. Julia’nın nefesi kesildi. Gözlerini alamıyordu; korku, utanç ve tuhaf bir heyecan birbirine karışmıştı. “Hadi,” dedi Nade teşvik edici bir tonda. “Pratik yap. Öğrenmen lazım. O adam seni mutlu etsin istiyorsan, hazır olmalısın.”Julia titreyen elleriyle yaklaştı. İlk dokunuşu tereddütlüydü, ama Nade’nin rehberliğiyle cesaretlendi. Dudaklarını yaklaştırdı, yavaşça ağzına aldı. Dilini kullanmayı, derinlere inmeyi öğreniyordu. Nade inledi, saçlarını okşadı. “İşte böyle… Daha derine.” Julia’nın zihni karışıktı; bir yandan günah işlediğini biliyor, bir yandan da bu yeni hislerin bedenini ele geçirdiğini fark ediyordu. Gözyaşları yanaklarından süzülürken bile durmadı. Nade onu yatağa yatırdı, üstüne çıktı. Julia’nın eteğini sıyırdı, iç çamaşırını kenara çekti. “Hazır mısın?” diye sordu. Julia başını salladı, gözleri kapalı.Nade yavaşça içine girdi. Julia’nın iniltisi odada yankılandı; acı ve zevk karışımı bir ses. Nade ritmini buldu, derinlere inip çıkmaya başladı. Julia’nın elleri sırtına dolandı, tırnakları derisine battı. “Daha hızlı,” diye fısıldadı istemeden. Dini kurallar, vicdan azabı, hepsi bir anlığına silinmişti. Sadece bedeninin dili konuşuyordu artık. Nade pozisyon değiştirdi; Julia’yı üstüne aldı, cowgirl pozisyonunda hareket etmesini sağladı. Julia kalçalarını sallıyor, ritmi kendi belirliyor, zevkin doruklarına tırmanıyordu. Nade’nin elleri göğüslerini sıkıyor, meme uçlarını emiyordu.Sonra doggystyle’a geçtiler. Julia dört ayak üstünde, Nade arkasından sertçe girip çıkıyordu. Julia’nın inlemeleri artık kontrolsüzdü; “Evet… Daha derin…” diye yalvarıyordu. Nade hızlandı, elleri kalçalarını sıkıca tuttu. Julia’nın bedeni titremeye başladı, orgazm dalgaları onu sardı. Nade de dayanamadı; çekildi ve sıcak sıvılarını Julia’nın yüzüne boşalttı. Julia nefes nefese kaldı, yüzü ıslak, gözleri dolu dolu. Ama pişmanlık yerine garip bir rahatlama hissediyordu.O an ikisi de biliyordu: Bu sadece bir pratik değildi. Julia’nın dini yasakladığı her şeyi, üvey kardeşiyle yaşamıştı. Ve bu, belki de başlangıçtı. Sevgilisi için başladığı yolculuk, artık kendi arzularının peşine düşmesine dönüşmüştü. Nade gülümsedi, Julia’yı kendine çekti. “Gördün mü? Artık hazır olacaksın.” Julia başını göğsüne yasladı, sessizce ağladı. Ama ağlamasında korkudan çok, özgürleşmenin tadı vardı. Yasak olan, bir kere tadılınca, geri dönüşü olmayan bir kapıyı aralamıştı. Ve Julia, o kapıdan geçmeye hazırdı artık.
