Desiree ve Mia, evin iki olgun, çekici üvey annesi olarak, oğullarının yatılı okula gitme vakti geldiğinde içleri buruktu. Elias ve Dylan, tam bir yıl boyunca onlardan uzak kalacaktı. Babaları haklıydı aslında; bu çocuklar annelerinin eteğinden hiç ayrılmıyor, hayatın gerçeklerinden kaçıyor, kızlarla konuşmaya bile çekiniyorlardı. Eğer bu şekilde devam ederlerse, büyük ihtimalle bakireliklerini ömür boyu koruyacaklardı. “Erkek adam olmak için biraz yalnız kalmaları lazım,” diyordu babaları, ama Desiree ile Mia’nın kalbi buna razı gelmiyordu. Elias ve Dylan ise perişandı; üvey annelerine delicesine bağlıydılar. Onlar için anneleri sadece bakım veren kişiler değil, aynı zamanda en yakın arkadaşları, en büyük sırdaşları, hatta farkında olmadan bastırdıkları arzuların merkeziydi. Bir yıl onsuz geçirmek, düşüncesi bile dayanılmazdı. Valizler kapının önünde, veda vakti yaklaşırken gözyaşları içinde sarılıyorlardı birbirlerine.Tam arabaya binecekleri anda Desiree durdu. Gözlerinde muzip bir parıltı belirdi. “Durun bir dakika,” dedi gülümseyerek. “Sorun bakire olmalarıysa… o zaman biz hallederiz.” Mia bir an şaşırdı ama hemen anladı niyetini ve başıyla onayladı. Elias’ın ağzı açık kaldı, Dylan’ınsa yüzü kıpkırmızı oldu. “Ne… ne diyorsun sen?” diye kekeledi Elias. Desiree sakin ama kararlı bir sesle açıkladı: “Elias, sen Mia’yı becereceksin. Dylan da beni. Böylece ikiniz de artık erkek olacaksınız ve o okula başınız dik gideceksiniz.” İki genç inanamıyordu duyduklarına. Bu, hayal bile edemeyecekleri kadar yasak, kadar günah bir fikirdi. Ama aynı zamanda içlerinde yıllardır bastırdıkları o ateş birden alevlenmeye başlamıştı.Kadınlar vakit kaybetmedi. Elias ve Dylan’ı salondaki koltuğa oturttular, önlerinde diz çöktüler. Parmakları pantolonların üzerinden sertleşen kabarıklıkları okşamaya başladı. “Bakın, ne kadar da hazırlar,” diye fısıldadı Mia, Desiree’yle göz göze gelip gülerek. Gençler hâlâ tereddüt ederken, iki olgun kadın fermuarları indirdi ve ağızlarını o toy, heyecanlı siklere bastırdı. Sıcak, ıslak dudaklar etrafını sardığında Elias ve Dylan’ın bütün itirazları eriyip gitti. İnlemeler yükseldi odada. Desiree, Dylan’ın sikini boğazına kadar alırken Mia da Elias’ınkini yalıyor, diliyle başını okşuyordu. Sonra kadınlar birbirine döndü, öpüşmeye başladılar; dudakları ıslak, dilleri birbirine dolanırken gençlerin siklerini elleriyle sıvazlamaya devam ettiler.Biraz sonra pozisyon değiştirdiler. Desiree ve Mia koltuğa uzandılar, bacaklarını açtılar ve gençleri yüzlerine davet ettiler. Elias, Mia’nın ıslak amcığını yalarken Dylan da Desiree’nin üzerinde aynı şeyi yapıyordu. Kadınların inlemeleri odayı dolduruyordu; “Daha derine… evet, işte öyle…” diye yönlendiriyorlardı onları. Sonra asıl ana olay başladı. Desiree, Dylan’ın kucağına oturdu ve kalın sikini yavaşça içine aldı. Mia da Elias’ın üzerine tırmandı, kalçalarını indirip kaldırarak ritim tutturdu. İki genç, en yakın arkadaşlarının üvey annesini sikerken inanılmaz bir haz içindeydi. Kadınlar inliyor, göğüslerini sıkıyor, birbirlerine bakıp gülümsüyordu.Fakat en yoğun an, yer değiştirdiklerinde geldi. Elias, kendi üvey annesi Desiree’nin içine girdi. O sıcak, kaygan kavrayış öyle güçlüydü ki neredeyse hemen boşalacaktı. Dylan da Mia’nın içinde aynı şeyi yaşıyordu. “Durun… yavaş…” diye fısıldadılar kadınlar ama gençler kendilerini tutamıyordu. Köpek pozisyonuna geçtiler; Elias annesinin arkasından girip çıkarken Dylan da Mia’nınkine aynı şekilde saldırıyordu. Sonra tekrar çaprazladılar, pozisyonlar değişti; misyoner, kaşık, ayakta… Her şekilde birbirlerini tattılar. Kadınlar zevkten çıldırmış gibiydi; “Hadi çocuklar, boşalın artık… yüzümüze boşalın!” diye yalvardılar.Sonunda dayanacak güç kalmamıştı. Elias ve Dylan aynı anda patladı. Sıcak, yoğun döller yüzlerine, dudaklarına, çenelerine aktı. Desiree ve Mia zevkle gülümsedi; bazı damlaları dilleriyle topladılar, birbirlerine yaklaşıp öpüştüler. Ağızlarında gençlerin tadı karışırken uzun, yapışkan bir öpücük paylaştılar. Elias ve Dylan nefes nefese yere yığıldı. Artık bakire değillerdi. Üstelik bunu en sevdikleri kadınlarla yapmışlardı.O günün sonunda arabaya bindiklerinde başları dikti. Okula gitmek hâlâ zordu ama içlerinde bambaşka bir özgüven vardı. Desiree ve Mia kapıda el sallarken gözleri parlıyordu; “İyi çocuklarımızsınız siz… her zaman öyle kalın,” dediler gülerek. Ve gençler, o bir yıllık ayrılığı artık korkuyla değil, sabırsız bir heyecanla beklemeye başladılar. Çünkü eve döndüklerinde onları neler beklediğini çok iyi biliyorlardı.
